KOMPLO TEORİLERİNİN CAZİBESİ ÜZERİNE (!)
Envai çeşit komplo teorileri üretiliyor.
Pandemi döneminde salgının İsrail ve Amerika tarafından ortaya çıkarıldığını söyleyenler bile vardı. Son büyük depremlerin başta ABD olmak üzere küresel güçler tarafından üretildiğine inananlar var. Uzaylı türlerin dünyayı yönettiğini düşünenlerden dünyanın düz
olduğunu düşünenlere kadar sayısız komplo teorisi mevcut. Hiçbir bilimsel temeli ve nedenselliği olmayan, gerçeklikten kopuk, hatta gerçeğin üstünü örten bu tür teoriler, bazen ticari (bazı ufologlar), bazen ideolojik amaçlı (özellikle dinci veya milliyetçi çevreler), bazen de zihinsel tembellik ve kolaycılıktan ortaya çıkmaktadır. Çünkü araştırmak, kavramak ve sorgulamak zihinsel bir emek ve çaba gerektirmektedir.
Komplo teorilerinin cazibesi irrasyonel kültürel yapılardan da kaynaklanmaktadır. Tarihte saltanat yanlısı din adamları, meleklerin ve cinlerin cinsiyetlerini ana gündem haline getirerek, sömürü sistemlerini dinsellikle perdelemişlerdi. Kadercilik anlayışı ve toplumun sindirildiği korku propagandalarıyla da mutlak itaat sağlamaya çalışmışlardı. Zaten iktidarlar için en ideal kitle, sorgulamayan ve itiraz etmeyen, yönetilebilir kitlelerdir. Dinlerin tarihinde bu tür olumsuz örnekler çoktur.
Günümüzde ise, özellikle bazı sağcı ve milliyetçi çevreler, egemen ideolojilerle uyumlu bir şekilde paranoyalara varan korku propagandaları üretmektedir. Böylece güvenlikçi ve militarist politikalara destek sağlanmaktadır.
Komplo teorilerinin bazıları iktidarlardan bağımsız olsa da, bazıları da iktidarlar eliyle üretilmekte ve yayılmaktadır. Çünkü hakikati örtmenin ve ayrıcalığını sürdürmenin en etkili yöntemlerinden biri belirsiz düşmanlar üretmek ve kitlesel kaygıyı her daim hazır tutmaktır. Meselelerin sosyokültürel ve politik arkaplanını veya bilimsel nedenlerini kavramak yerine, akıl ve gerçek dışı izahlara yönelmek, değişime kapalı muhafazakar ve konforlu alanların sürekliliğini de sağlamaktadır. Komplo teorilerini savunanların, seçkin bir yerden, "bilinmeyeni bilmek" veya "sırra vakıf olmak" kibri üzerinden kurdukları gizli hiyerarşi de gözden kaçmamalıdır.
Komplo teorilerinin belirli bir ülke ve kültürle sınırlı olmadığını ve dünyanın birçok yerinde rağbet gördüğünü de bilmek gerekiyor. Bu bağlamda insanın rasyonel bir varlık olduğuna dair iddialar da tartışmaya açıktır. Çünkü insanlığa baktığımızda, öğrenmek ve kavramak yerine gizemciliğin ve fantezilerin çekiciliğine kapıldığı görülür.
Gerçeklere yabancılaşma ve kayıtsızlaşmanın en bariz örneklerinden biri de, olumsuzluklarını hissettiğimiz iklim adaletsizliğidir. Doğa yıkımının sebeblerini ortadan kaldırmak ve ağır sonuçlarını ciddi önlemlerle engellemek yerine komplo ve kurgu olarak görenler vardır. Gerçeklikten kopuşla beraber, kolektif bilincin ve eylemin yerini her türlü manipülasyona açık bir bulanıklık ve savrulmuşluk almıştır. Aklî dayanakları olan eleştirel bir duruş yerine, irrasyonel paranoyaların egemen olması cehaleti de örgütlü bir hale getirmektedir.
Umarım merak duygumuzu öğrenme tutkusuyla besler ve bilime, felsefeye, sanata, edebiyata ve eşitlikçi bir politikaya ihtiyacımız olduğunu anlarız. Komplo teorilerini ise, sadece eğlenmek amacıyla okuruz.
Pandemi döneminde salgının İsrail ve Amerika tarafından ortaya çıkarıldığını söyleyenler bile vardı. Son büyük depremlerin başta ABD olmak üzere küresel güçler tarafından üretildiğine inananlar var. Uzaylı türlerin dünyayı yönettiğini düşünenlerden dünyanın düz
olduğunu düşünenlere kadar sayısız komplo teorisi mevcut. Hiçbir bilimsel temeli ve nedenselliği olmayan, gerçeklikten kopuk, hatta gerçeğin üstünü örten bu tür teoriler, bazen ticari (bazı ufologlar), bazen ideolojik amaçlı (özellikle dinci veya milliyetçi çevreler), bazen de zihinsel tembellik ve kolaycılıktan ortaya çıkmaktadır. Çünkü araştırmak, kavramak ve sorgulamak zihinsel bir emek ve çaba gerektirmektedir.
Komplo teorilerinin cazibesi irrasyonel kültürel yapılardan da kaynaklanmaktadır. Tarihte saltanat yanlısı din adamları, meleklerin ve cinlerin cinsiyetlerini ana gündem haline getirerek, sömürü sistemlerini dinsellikle perdelemişlerdi. Kadercilik anlayışı ve toplumun sindirildiği korku propagandalarıyla da mutlak itaat sağlamaya çalışmışlardı. Zaten iktidarlar için en ideal kitle, sorgulamayan ve itiraz etmeyen, yönetilebilir kitlelerdir. Dinlerin tarihinde bu tür olumsuz örnekler çoktur.
Günümüzde ise, özellikle bazı sağcı ve milliyetçi çevreler, egemen ideolojilerle uyumlu bir şekilde paranoyalara varan korku propagandaları üretmektedir. Böylece güvenlikçi ve militarist politikalara destek sağlanmaktadır.
Komplo teorilerinin bazıları iktidarlardan bağımsız olsa da, bazıları da iktidarlar eliyle üretilmekte ve yayılmaktadır. Çünkü hakikati örtmenin ve ayrıcalığını sürdürmenin en etkili yöntemlerinden biri belirsiz düşmanlar üretmek ve kitlesel kaygıyı her daim hazır tutmaktır. Meselelerin sosyokültürel ve politik arkaplanını veya bilimsel nedenlerini kavramak yerine, akıl ve gerçek dışı izahlara yönelmek, değişime kapalı muhafazakar ve konforlu alanların sürekliliğini de sağlamaktadır. Komplo teorilerini savunanların, seçkin bir yerden, "bilinmeyeni bilmek" veya "sırra vakıf olmak" kibri üzerinden kurdukları gizli hiyerarşi de gözden kaçmamalıdır.
Komplo teorilerinin belirli bir ülke ve kültürle sınırlı olmadığını ve dünyanın birçok yerinde rağbet gördüğünü de bilmek gerekiyor. Bu bağlamda insanın rasyonel bir varlık olduğuna dair iddialar da tartışmaya açıktır. Çünkü insanlığa baktığımızda, öğrenmek ve kavramak yerine gizemciliğin ve fantezilerin çekiciliğine kapıldığı görülür.
Gerçeklere yabancılaşma ve kayıtsızlaşmanın en bariz örneklerinden biri de, olumsuzluklarını hissettiğimiz iklim adaletsizliğidir. Doğa yıkımının sebeblerini ortadan kaldırmak ve ağır sonuçlarını ciddi önlemlerle engellemek yerine komplo ve kurgu olarak görenler vardır. Gerçeklikten kopuşla beraber, kolektif bilincin ve eylemin yerini her türlü manipülasyona açık bir bulanıklık ve savrulmuşluk almıştır. Aklî dayanakları olan eleştirel bir duruş yerine, irrasyonel paranoyaların egemen olması cehaleti de örgütlü bir hale getirmektedir.
Umarım merak duygumuzu öğrenme tutkusuyla besler ve bilime, felsefeye, sanata, edebiyata ve eşitlikçi bir politikaya ihtiyacımız olduğunu anlarız. Komplo teorilerini ise, sadece eğlenmek amacıyla okuruz.
Yorumlar
Yorum Gönder