SEKÜLER BİR ETİK VE LAİK POLİTİKA AÇISINDAN İKTİDAR VE MUHALEFET

Sekülerizm ve Laisizm heterojen olsalar da, en bariz özelliklerinden biri, anti-teokratik olmalarıdır. Teokratik yönetimler, egemen din anlayışının tektipleştici ve baskıcı politikalarını benimserken; laik yönetimler ise, dinsel hükümler yerine çoğulculuktan kaynaklı ve dinden bağımsız bir yönetim anlayışına sahiptir. Laiklik, daha çok devlet yönetimlerini çağrıştırırken ve kapsarken; sekülerizm, daha bireysel ve sosyal yaşam biçimlerini de içerir. İdeal ve demokratik laik anlayışa göre,  tüm yurttaşlar ayrım gözetmeksizin bağımsız hukuk önünde eşittir. Kendilerini laik diye tanımlayan bazı yönetim biçimlerinde, militer ve otoriter yapılarından dolayı ayrımcı uygulamalara imza atılmışsa da, her laiklik iddiasının laiklikle örtüştüğü söylenemez. Laik yönetim ve seküler anlayışlar eleştirilerden muaf değildir fakat büyük kazanımları da gözardı edilemez. Bu bağlamda, seküler birikim ve tecrübelerin değersizleştirilmesi de kabul edilemez.

 

Tahakküm ve sömürü karşıtı, seküler ve laiklik yanlısı biri olarak, mevcut rejimin giderek radikalleşmesini ve dincilleşmesini son derece kaygı verici buluyorum. Merkezî otoritenin müsebbibi olduğu dinsel dil ve yaklaşımlar muhalif partilerini bile etkilemekte ve içine çekmektedir. Böylece siyaset arenası iktidarın belirlediği sınırlar içinde sağcılaşan politikalara savrulmaktadır.

Sağcı dilin inşası toplumsallaşarak sosyokültürel bir hakimiyet alanı kazanmaktadır. Devlet eliyle katılaşan muhafazakarlığın yaşam alanlarına sirayet etmesi; kadınları, LGBTİ+bireyleri, dinsel azınlıkları ve ateistleri nefessiz bırakmaktadır. İnsan hak ve özgürlükleri zayıflamaktadır. Medya, internet ve eğitim gibi araçlar, cinsiyetçi, kaderci ve keder merkezli Ortadoğulu bir kültür yaratmaktadır. Akıl ve bilim dışı menkıbe din anlayışı yüceltilmektedir.

 

Holdingleşen tarikatlar hakim güç haline gelmektedir. Halbuki 15 temmuz kanlı darbe girişimi, sağcı ve dinci devlet içi bir örgütlenmenin güçlenmesinin sonucuydu. 1970'lerde anti komunist örgütlenmelerle başlayan süreç iktidar kliki olacak kadar zirveye taşınmıştı. Türkiye'de sağcı ve dinci anlayışlar birbiriyle çatışan ve ayrışan bazı yaklaşımlara sahip olsalar da, birçok açıdan benzeşmekte ve mevcut rejimle temas halindedirler. Bu açıdan laiklik ve sekülerizm oldukça önem kazanmıştır. Seküler bir etik ve politikanın özgürleştici kazanımlarına sahip çıkmalı ve gelişmesi için çaba sarfetmeliyiz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GELECEK ÜZERİNE

SPİNOZA İLE TANIŞMAK

SPİNOZA'NIN GÖZÜYLE DEMOKRASİ